İnfertilite cinsel yaşamı etkiler mi?

İnfertilite çiftlerin yaşamlarını cinsel işlevler de dahil olmak üzere bir çok açıdan dolaylı veya doğrudan etkilemektedir. İnfertilite söz konusu olduğunda hayatın önemli bileşenlerinden biri olan cinsel yaşam, üzerinde hassasiyetle durulması gereken son derece önemli bir konudur.

Cinsel işlevin sürdürülmesi; kadın ve erkek sağlığının korunmasında, infertil çiftlerde temel hedef olan çocuk sahibi olabilmek için son derece hayati bir unsurdur.
 
Bu zorlu süreç ile daha etkin olarak baş edebilmek için başta infertilite merkezleri olmak üzere, konu ile ilgili hekimlerden tıbbi veya psikolojik destek almanız son derece önemlidir.
 
İnfertilite erkeklerin cinsel hayatında aşağıdaki etkilere yol açabilir:
 
1. İnfertilitenin Psiko-cinsel Etkileri
Cinsel işlev bozukluğu, kadın ve erkekleri ilgilendiren bir problemdir. Her ne kadar infertilite, çiftlerin çocuk sahibi olamaması olarak tanımlanan tıbbi bir problem olsa da, aynı zamanda yaşam kalitesini bozan, eşler arasında cinsel uyumsuzluğa ve sorunlara yol açabilen önemli bir risk faktörüdür. Çiftler, çocuk sahibi olamamaları nedeni ile cinsel açıdan kendilerini yetersiz hissedebilir, evlilik ve cinsel ilişkiden duydukları haz ve ilginin kaybolması sonucunda öfke, panik, çaresizlik ve depresyon ortaya çıkabilir. İnfertilite, aslında evli çiftin bir problemi olmasına rağmen, birey olarak kadın ve erkek farklı duygusal tepkiler gösterebilmektedir.
 
2. Cinsel istekte azalmaya bağlı olarak cinsel aktivitelerde azalma
İnfertilite sürecinin yaratmış olduğu psikolojik travma, zamanla cinsel isteği azaltabilmekte ve cinsel aktivitelerden eskisi kadar tatmin olamamayı da beraberinde getirebilmektedir.
 
3. Erektil fonksiyonlardaki bozukluklar
Erkeğin erektil fonksiyonu, çiftin cinsel işlevinin önemli bir göstergesidir. Cinsel istekte azalma, erken boşalma (prematüre ejakülasyon) ve sertleşme problemleri (impotans) ortaya çıkabilir. Kadınlarda da cinsel istekte azalma ortaya çıkabilir.
 
4. Ejakülasyon (boşalma) bozuklukları
Ejakülasyon, sinir sistemi tarafından koordine edilen sinir ve kas fonksiyonlarının uyumlu çalışması ile gerçekleşen karmaşık bir fonksiyondur. Ejakülasyon bozuklukları erken (prematüre), gecikmiş, geriye doğru (retrograd) veya ejakülasyon olmaması (anejakülasyon) şeklinde görülebilmektedir.
 
Prematür ejakülasyon, infertil erkeklerde en sık görülen ejakülasyon bozukluklarından birisidir. Aslında prematür ejakülasyon infertiliteye neden olan bir sorun olmasa da hastanın tedaviye uyumunu bozan, eşin memnuniyetini azaltan önemli bir problemdir.
 
Gecikmiş ejakülasyon, cinsel uyarımdan sonra orgazm ve meninin üretradan dışarı doğru atılma süresinin uzaması olarak tanımlanmaktadır. Zaman konusunda net bir fikir birliği yoktur. Gecikmiş ejakülasyon, bazen bozulmuş ejakülasyon olarak da tanımlanabilmektedir.
 
Anejakülasyon ise, cinsel uyarılmaya rağmen cinsel ilişki veya mastürbasyon ile meninin üretradan dışarıya atılamaması durumudur. Organik, ilaçlara bağlı veya psikolojik nedenli olabilir.
 
Retrograd ejakülasyon yaygın görülen bir ejakülasyon bozukluğudur, ancak erkek infertilisinde sadece %0,3-2 oranlarında görülmektedir. Altta yatan nedenler anejakülasyon ile benzer olarak ilaçlara bağlı, sinirsel ya da yapısal faktörlerdir.
 

EN BABA İÇERİKLER